mindhunter: seri katil psikolojisini bu kadar dingin ve gerilimli anlatan başka iş yok.
"ürünü koydum, hadi satılsın" basitliğinde olmayan, emek ve estetik isteyen bir süreçtir. dükkanın vitrini (fotoğraflar), ürünün hikayesi (açıklamalar) ve doğru anahtar kelimeler (seo) en az sattığınız ürün kadar önemlidir. sabırla, müşteriye değer vererek ve sürekli öğrenerek ilerlendiğinde, damlaya damlaya göl olan, sürdürülebilir bir gelir modeline dönüşür.
bütçesi kısıtlı ama performansı yüksek bir sistem arayanlar için "sweet spot" denilen orta segment her zaman en mantıklısıdır. en son çıkan ultra pahalı kartlar yerine, bir önceki neslin amiral gemilerini veya güncelin orta seviyesini kovalamak sizi üzmez. unutmayın, önemli olan ultrada 500 fps almak değil, akıcı ve keyifli bir oyun deneyimi yaşamaktır. şu an 4000 serisi kartlar hala iş görür.
hazır sistemlerin dayattığı parçalara mecbur kalmadan, tamamen kendi ihtiyacınıza ve zevkinize göre bir makine yaratmaktır. kimisi sessizlik ister, kimisi rgb ışık şovu, kimisi saf performans... pc toplamak, bütçenizi en verimli şekilde yöneterek hayalinizdeki o sistemi masanızın üzerine koyabilmektir. işin araştırma kısmı bile başlı başına bir kültürdür.
günün tüm stresini, yorgunluğunu kapının dışında bıraktıran sihirli kutu. koltuğa kurulup o "bip" sesini duyduğunuz an, bambaşka dünyaların kapısı aralanır. bazen vahşi batıda bir kovboy, bazen iskandinav mitolojisinde bir tanrı olursunuz. yetişkinler için en zararsız ve en keyifli kaçış alanıdır.
kürek satma teorisinin en iyi işlediği yer. internetten para kazanmanın en garantili yolu, "internetten nasıl para kazanılır?" diye eğitim seti hazırlayıp satmaktır.
bir zamanlar "sadece 10 tl" mantığıyla yola çıkan, şimdilerde harçlık çıkarmak isteyen öğrencilerle profesyonellerin birbirine girdiği site. başlangıç için güzel bir vitrindir ama buradan zengin olanı henüz görmedim. mezara girmeden önce "sınırsız revize" seçeneğini kapatmayı öğrenmeniz gereken yer
kurumsalın "mobbing"inden kaçıp, müşterinin "revize"sine tutulmaktır. uzaktan bakınca starbucks'ta macbook ile kahve yudumlayan havalı insan imajı çizer, gerçeği ise evde pijama ile "abi ödemeyi ne zaman geçersiniz kiram geldi" diye mail atmaktır. kendi kendinin patronu olmak değil, onlarca farklı patrona sahip olmaktır
türkiye'nin dijital kapalıçarşı'sı. içeri girdiğiniz an "pm lütfen", "referans alabilir miyim", "fiyat nedir hocam" seslerinin yankılandığı devasa platform. bir yandan adsense geliri kovalayanlar, diğer yandan yüz binlerce liralık yazılım satanlar aynı çatı altındadır. ticaret puanı (itrader) namustur, eksi yiyenin geceleri uyku tutmaz. davetiye ile girilmesine rağmen içerideki ticaret hacmi ve hızı bazen wall street'i aratmaz
michael jackson'a teklif edilip reddedildikten sonra (iyi ki reddetmiş) madonna'nın elinde bir marşa dönüşen parça. şarkıdaki o latin havası, küba davulları ve ispanyol gitarı, 80'ler synth-pop dünyasında o kadar organik durur ki şaşırırsınız. klibindeki flamenko dansı ve madonna'nın o dönemki duruluğu, şarkıyı sadece işitsel değil görsel bir şölene de dönüştürmüştür. yıllar geçse de beach bar playlist'lerinin demirbaşı olmaya devam edecektir